| | #1 | ||
| Aktif Üye Üye No: 2524 Üyelik tarihi: 29.08.2009 Tecrübe Puanı:6 Rep Puanı: 163 ![]() ![]() | Oktay Ekşi YANLIŞ mı yaptınız, dönüp bir gün o yanlış karşınıza çıkıyor ve düzeltiyorsunuz. Eksik mi bıraktınız,o eksik bir gün sizi zorluyor, siz de tamamlıyorsunuz. Verdiğiniz sözü tutmadınız mı, aynı kural orada da işliyor, namus borcunuzu sonunda ödüyorsunuz. Dokunulmazlık hikâyesi ona döndü. Hiç akla gelmeyen bir nedenle ve hiç akla gelmeyecek bir tarihte karşımıza çıktı: Kim derdi ki "Milletvekili dokunulmazlığı ile ilgili Anayasa hükmünde boşluk var. Cumhurbaşkanı seçilen bir kimsenin dokunulmazlıktan yararlanması hem doğru hem de gereklidir. Ama maddede buna dair açık bir hüküm bulunmamaktadır." Ne yapacaksınız şimdi? Ya oturup Anayasa'nın konuyla ilgili 83'üncü maddesini ele alacak yani eksiği gidereceksiniz veya gönlünüz istemese de Cumhurbaşkanı'nın bir "şüpheli" sıfatıyla yargılanmasına razı olacaksınız. Bir başka örnek de geçen gün ortaya çıktı: Demokratik Toplum Partisi milletvekillerinden 5'i hakkında, "milletvekili olmadan öncesine ait ve Anayasa'nın 14'üncü maddesi gereğince dokunulmazlık kurallarının dışında kalan eylemleri nedeniyle gerekirse zorla getirilerek yargı önüne çıkmaları" için ilgili mahkemeden tebligat yapıldı. Mahkemeden tebligat yapılsa da polis "zor kullanma" yetkisini nasıl kullanacak da bu milletvekillerini yargı önüne çıkartacak? Nitekim milletvekilleri "Gitmiyoruz" diye diretmeye başladılar. Buyurun bakalım... Eğer "dokunulmazlık"la ilgili hüküm doğru yazılsaydı yargının tüm kurumlar ve kişiler tarafından uyulması zorunlu olan kararı ile, Anayasa'nın milletvekillerine sağladığı dokunulmazlık zırhı çatışır mıydı? | ||
| | |
| Sponsor Reklam |
| Reklam |