+ Forumindir.Biz
>
Emek Kavramına Farklı Bir Bakış
|
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 | ||
| Aktif Üye Üye No: 49 Üyelik tarihi: 01.03.2009 Nerden:Bir garip seferden Tecrübe Puanı:7 Rep Puanı: 153 ![]() ![]() | Emek, varlığın kendisiyle bir bütündür. Varolan her birey emeğin birer parçasıdır. Okuluna giden öğretmenin sınıfta ders anlatması bir emek olduğu gibi, onu dinleyen öğrencinin sarfettiği çaba da bir emektir, aynı zamanda öğretmeni dinlemeyip başka birşey ile meşgul olan öğrencinin sarfettiği çaba da bir emektir. Emek her alandadır, benim bu yazıyı yazarken, sizin okurken ayırdığınız vakitte emek ile ilintili bir durumdur. Yukarıda bahsettiğim konular, emeğin hizmet yönünden anlaşılabilmesi için genel ve basit örneklerdi, birde emeğin üretim alanında yeri vardır ki, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir durumdur. İlk önce Meta kavramını açıklayalım, Meta: İnsan gereksinimini karşılayan maldır, yalnız bunu şöyle ifade edelim, insan gereksinimi derken burada bahsi geçen üretilen malın başkasına satılmasıdır, peynirden yola çıkalım, evde yenilen peynir meta değildir, tüketim maddesidir, üretilip satılan peynir metadır. Metanın satılması karşılığında alınan ücret illaki para olmayabilir, bir meta başka bir meta ile takas yapılabilir. Şöyle düşünün lütfen, bir adamız olsun, komün hayatı yaşansın, diğer bir ifadeyle Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluk. Burada herkes eşit ücret alacak, çünkü gelir havuzda toplanıp ortakça her bireye dağıtılacak. Herkes emek harcacayak, emeğinin karşılığında toplum gereksinimleri için meta üretecek ve meta karşılığında ortak emek ortakça emek sahiplerine paylaştırılacak. Burada emek sahibi diye bahsettiğimiz proletarya değildir, çünkü proleteryanın olduğu yerde mutlaka bir üst sınıfta kendisini varedecektir. Marksist tutumda proleteryanın gücünden bahsedilir, sınıf dayanışması üst safhadadır, ancak görülmüştür ki, her sınıf kendisine bir ad veridiği ve o adı imgeleştirdiği vakit bir üst sınıfta kendiliğinden oluşmuştur. Ben bu durumda proleterya demek yerine "emek sahibi" sözünü kullanmayı daha uygun buluyorum. Peki, şimdi siz diyeceksiniz, "emek sahibi" ile "proleterya" aynı kapıya çıkmıyor mu, ne farkeder biri diğerini aynısı değil mi diye? Çok haklı bir soru olmakla çok haklı da bir cevabı olduğunu belirtmek isterim. Emek sahibi, meta üreten herkesi kapsar ve üst sınıfı oluşturmaya olanak tanımaz, tek bir sınıf vardır, toplumda bölünme söz konusu olamaz böylelikle kapitalizme karşı bir duruş gösterir. Proletarya ise işçi sınıfını oluşturur ve iyi niyetli bir kavramdır, ancak kapitalizm bölünmeleri sevdiği için ve emperyalist tutum sinsice planlar yaptığı için, başka bir sınıfın oluşmasına da olanak tanır. Bunun adı da burjuvadır, sermaye sahibidir. Bizim için önemli tanımlamaları yaptık, şimdi gelelim "Emek" kavramının kapitalist düzende ne denli kutsallığından uzaklaştığına. Sizlere bir örnek vermek istiyorum, sokaklarda ayakkabı boyayan, elleri nasır toplamış, yüzleri esmer, kaşları, gözleri, saçları, kara çocukların yaptığı işe saygı duyan onların önünde eğilen kaç kişi var dersiniz. Lütfen gerçekçi olup bu soruyu kendimize soralım, malesef yok denecek kadar az, o varolanların bir kısmıda acıma duygusu içindeler, oysa alınterini döken herkes kutsal bir iş yapıyordur, onlara acımak yapılan haksızlığın en büyüğü olur. Asıl acınacak birisi varsa o da onların okula gitmelerini engelleyen, küçük yaşta ezilmelerine olanak tanıyan, her fırsatta onları itip kalkan toplumun ta kendisidir. 1800 lü yılların sonlarına doğru sermaye kendisini hissetirmiş, sanayi devrimiyle kadın ve çocukların iş gücünde çalışmalarına olanak tanınmıştı, işte o zamanlarda bugün belliydi, kadın ve çocukları daha çok sömürecekler ve daha çok kar elde edeceklerdi ve bunu başardılar, özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde başarıyla uygulanan bir sistem halindedir. Çocuklar bir toplumun geleceğidir, kadınlar birer annedir, bu iki grubu ezik yetişmesinen ne denli başarılı olacaklarının bilinciydeydiler ve gerekeni sistematik bir biçimde halka sinsice uygulamışlardır. Emek sahibinin bu durumdan hiç mi kabahati yok? Diye, sorarsanız vereceğim cevap "tabiki var" olacaktır. Çünkü emek sahibi yeteri kadar örgütlenmemiş, sınıf dayanışmasına gereken özeni göstermemiş, toplum menfeatinin gücüne yeteri kadar inanmamıştır. Burjuvanın içine bir kısmı entegre olmuş, durduğu yer ile arzuları çatışmıştır. Bireysel menfaatler ön plana çıkmıştır. Şimdi aynada herşey oldukça net gözüküyor, bugün Küba'da halen herkes eşit ücret alıyor, Chavez Venezuella'da bir akım başlatmış ve son olarak bu 1 Mayıs'ta işçilerine %30 zam yapmıştır. Latin Amerika ülkeleri Küba örneğiyle emeğe doğru bir yürüyüş gerçekleştirmişlerdir. Dünya uyanıyor, kapitalizm çürümeye mahkum ve mutlaka bir gün çürüyecektirde.. Nurullah Güngör | ||
| | |
| Sponsor Reklam |
| Reklam |