+ Forumindir.Biz Designer By SD Media
Serbest Kürsü Bu bölüme herhangi bir kategoriye uymayan konularınız açabilirsiniz...

Uploader olmak isteyenler TIKLASIN

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-11-2011, 18:04 #1
Profesyonel Üye
HUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 1453
Üyelik tarihi: 11.06.2009
Nerden:Bilirdim Sevenler Ağlarmış
Yaş: 23
Mesajlar: 1.742
Konular: 288
Tecrübe Puanı:354
Rep Puanı: 33481
HUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond reputeHUN has a reputation beyond repute
Standart Sevgi - Hoşgörü

Click the image to open in full size.

“İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz;
birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız.”
Hadis

Bazı kavramlar gibi sevgi kişisel, toplumsal ve evrensel olmak üzere üç boyutludur. Sevginin kişisel boyutu, çoğunlukla insanın kendi bireysel maddî ve ruhsal isteklerine, tutumlarına bağlıdır. Bu boyuttaki sevgi bencildir, kıskançtır. Karacaoğlan’ın dediği gibi “Ben güzele güzel demem / Güzel benim olmayınca.” mantığını güder. Veya Âşık Veysel gibi “Güzelliğin on para etmez / Şu göynümdeki aşk olmasa.” diyebilir. Her ne kadar bu şairler sevgiyi ve sevgiliyi bu kadar dar alana hapsetmiş görünüyorlarsa da onlar bu sözleriyle sevginin bir tek boyutunun olmadığını, başka boyutlara da el atmak gerektiğini vurgulamak için önce bireysel olanı dile getirmişlerdir. Zaten onların sevgileri bireyselliğin üzerine çıkmıştır. Öyle olmasaydı bugün anılıyor, seviliyor olamazlardı. Çünkü sevginin bireysel olanı bireyle beraber gider... Geleceğe bir iz bırakmaz.
Sevginin bireysel boyutta olanı maddîdir dedim. Çünkü insanın eşine, çocuklarına duyduğu sevgi tamamen meddîdir. Eşine duyduğu sevgi maddîdir. Yani cinsellik ağırlıklıdır. Psikologlar, evliliklerin yıkılmasının sebebinin çoğunu cinselliğe bağlamaktadırlar. Bu bağlamda doğru sayılır. Çocuklarına duyduğu sevgi de maddîdir. Çünkü onların dünyaya geliş sebebi kendisidir, kendi ürünüdür; kendinden bir parçadır. Bu yüzden bireysel boyuttaki sevgi kişi için korunmaya ve saygı göstermeye değer.
Toplumsal boyutu bunun biraz daha üzerinde, kişisel çıkardan uzak, geniş ufuklara yayılmış durumdadır. Bencil değildir. Yüce peygamberin ifadesiyle “İnsanın kendisi için istediğini başkaları için de istemesi” biçimindedir. Biz kendimiz için hep güzel ve iyi şeyler isteriz. Peki bu istediğimiz şeyler bizden önce bir başkasına verilince neden üzülürüz, buruluruz. Hani kamyonların arkasında yazılar vardır. Bunlarda birer hayat felsefesi gizlidir. “İste senin de olur.” İstemenin yollarını arayıp bulmak yerine kıskançlık, çekemezlik veya aslı esası olmayan dedikodularla karalama yolunu tercih ederiz. Bundan kurtulmanın yolu sevginin toplumsal boyutunu kavramak ve hayata geçirmektir.
Evrensel boyuttaki sevgi ise çoğu kimsenin anlayamayacağı, havsalasına sığdıramayacağı olgunlukta ve genişliktedir. Bu boyuttaki sevgiyi kavrayabilmek için, Hz. Mevlâna, Yunus, Hacı Bektaş Veli, Pîr-i Türkistan Ahmet Yesevî terbiyesi görmek gerek. “Cümle yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” diyen Yunus’un gönlünde acaba sevginin maddî boyutundan ne kadarını bulabilirsiniz. Evet onun da eşi, çocukları, komşusu, hemşehrisi, kavım-kardaşı vardı elbette. Onları da sevginin diğer boyutları ile kucaklamıştı. Ama orada çakılıp kalmamıştı. Dünyaya hiçbir zaman kem gözle bakmamıştı. “Bir kez gönül kırmanın mizandaki karşılığının, yüz kez hacca gitmekten daha ağır” olduğunu ifade etmişti. Bazıları sevginin bu boyutuna hoşgörü diyorlar. Ben bu ifadenin yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü sevgiden kaynaklanmayan hoşgörü ya çıkar amaçlı ya da acizliğin eseridir.
Sevgi bir ululuktur, egemenliktir. Her şeye egemen olan affa da muktedirdir. Bu bakımdan hoşgörümüz, sevginin eseri olmalıdır.

Mesnevide bir hikâyesinde, Padişahın sarayındaki Çinli ressamlar ”Biz Türk ressamlardan daha iyi, daha hünerli ressamlarız ”iddiasında bulunurlar. Türk ressamlar ise ”Bizim resimdeki ustalığımız sizden daha üstündür” derler.

Bunun üzerine padişah bir gün:

-İddianızda hanginiz haklısınız? Bunu anlamak için sizi imtihan edeceğim, der.

Çin ressamları ile Türk ressamları yarışmaya girişirler. Fakat Türk ressamlar bu yarışmadan çekinir gibi olurlar.

Çinliler:

-Padişahım bize özel bir oda veriniz,biz o odada çalışalım. Bir oda da Türklerin olsun, teklifinde bulunurlar.

Kapıları karşılıklı iki oda vardır. Odalardan birini Çinliler alır, birini de Türklere verirler. Çinliler, padişahtan yüzlerce çeşit boya isterler. Padişah onların isteklerinin hepsini yerine getirir.

Türk ressamlar ise:

Ne resim, ne boya bizim işimize yaramaz, bize sadece pas giderici nesne gerekir.

Türk ressamlar kapıyı kaparlar. Duvarı cilalamaya başlarlar. Odanın kapıya karşı olan duvarını gökyüzü gibi saf, temiz ve parlak bir hale getirirler.

Padişah önce Çinli ressamların odasına girer. Çinli ressamların yaptığı resimleri görür. Onların inceliğinize, güzelline şaşırıp kalır. Aklı başından gider.

Sonra Türk ressamlarının yanına gelir. Padişah gelince Türkler iki oda arasındaki perdeyi kaldırırlar. Karşı odada Çinlilerin yaptığı resimler ve nakışlar bu odanın cilalanmış duvarına daha parlak bir şekilde yansır.

Padişah Çinliler tarafından ne görmüşse, bu odada ondan daha iyisini, daha güzelini görür. Resimler öyle canlı öyle güzeldir ki insanın gözünü almaktadır.

Bunu gören padişah, Türk ressamlarını daha başarılı bulur ve tebrik eder.

Ve demiştir ki: Bazı insanların gönülleri ayna gibi saf ve tertemizdir. Her şey oraya yansır. Gönüllerini Allah’ı anarak iyi işler yaparak cilalamış olanlar her zaman bir güzellik hoşluk içindedir.

Empati, yani karşıdaki kişiyi anlamak ve algılayabilmek, duyumsamak barışın sürekliliğini sağlar.

Gelin, Yunus Emre’nin sözüyle yazımızı noktalayalım
Gelin tanış olalım
İşin kolay kılalım
Sevelim Sevilelim
Dünya kimseye kalmaz...




__________________
.
.
.
.
.

.
Ey, Öz Çocukların Boynunu Sıkan Düzen
Hak Kırbacıyla Halkın Canını Yakan Düzen


Devşirme Düzenlere Tekke Bırakan Düzen
Her Hesabın Bir Tersi, Her Zulmün Süresi Var;



Bir Tilki Hükmü Varsa, Birde KURT Töresi Var !!!


Click the image to open in full size.
HUN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Sponsor Reklam
Reklam
Alt 11-12-2011, 19:35 #2
Yeni Üye
drecitt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye No: 57745
Üyelik tarihi: 10.11.2011
Nerden:adana
Yaş: 19
Mesajlar: 21
Konular: 7
Tecrübe Puanı:1
Rep Puanı: 10
drecitt is on a distinguished road
Standart

Çok güzel olmuş eyvallah...




drecitt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
hoşgörü, sevgi
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil